<%=blog_Title%>

Alzheimer Hastalığı Tedavi

0 Yorum            Defa okundmuş       Tarih: 10.11.2013

Unutkanlık Hemen Herkesin Çoğu Zaman Yaşayabildiği Bir Durumdur Aşırı Stresli İş Ortamı, Yorgunluk Gibi Etkenlerden Kaynaklanan Unutkanlık Günlük Yaşantımızı Pek Etkilemez Alzheimer İse, İlerleyen Yaşlarda Unutkanlıkla Ortaya Çıkmaya Başlayan, Günlük Ya

Alzheimer HastalığıTedaviAlzheimer hastalığının gelişiminde ve ik meşinde, oksidatif zarar büyük rol nar.21011 Antioksidan besinler Alzheimer talığına karşı büyük bir koruma sağlarhı Alzheimer hastalığının önlenmesi antioksidan besinlerin rolünü değerlendire­cek iyi çalışmalara ihtiyaç vardır.

13 Araştır­macıların kalp hastalığı, kanser, Parkinson hastalığı ve diğer aşırı oksidasyona bağlı hastalıklardan korunmaya yardımcı olan başta E vitamini olmak üzere, bu antioksi­dan besinleri ortaya çıkaracaklarına inanıyo­ruz.

Parkinson hastalığı, kasın gerilimini ve hareketini kontrol eden beyin bölgelerinde­ki sinirlerin hasar görmesiyle oluşan dejene-ratif bir beyin hastalığıdır. Genellikle el, kol ya da bacağın hafif titremesiyle başlar. Has­talığın ilk evrelerinde, titremeler oldukça hissedilir.

Başka bir deyişle, bir insan otu­rur ya da ayakta dururken belirtiler daha net görülebilir, el ya da kol/bacak kullanıldığın­da ise daha az fark edilir. Parkinson hastalı­ğının olağan erken belirtilerinden biri de hap yuvarlama" olarak tanımlanır. Hastalar, parmaklarını bir hap vuvarlar gibi hareket ettirmektedirler. Parkinson hastalığı ilerle­dikçe, belirtiler daha da kötüleşir. Hareket­lerini kontrol edemeyen bu insanları izle­mek üzücü bir hal alır.

Henüz tıbbi tedaviye alınmamış hastalar­da C ve E vitamini gibi antioksidanların, Par­kinson hastalığının gelişimini yavaşlatmada oldukça etkili olduğu görülmüştür. Bu so­nuçlar, erken evrelerde Parkinson tedavi­sinde, yüksek dozlardaki C ve E vitaminiyle yapılan pilot denemelere fırsat tanımıştır. Yüksek dozlarla çalışılmasının sebebi, be­yindeki dokuların antioksidan düzeylerini yükseltmenin, vücudun diğer bölgelerinden daha zor olmasıdır.

C ve E vitamini üzerine 1979'da başlayan bir pilot çalışmada, Parkinson hastalığının erken evresindeki yirmi bir hastaya, her gün 3,000 mg C vitamini ve 3,200 IU E vitamini verilmiştir.14 Hastalar yedi yıl boyunca ya­kından takip edilmişlerdir. Her hastanın za­manla ilaç tedavisine geçmesi gerekmiştir ancak buna rağmen, ilaca duyulan ihtiyaca göre, antioksidan besin alanlar, antioksidan besin almayanlarla kıyaslandığında, hastalı­ğın ilerlemesinin oldukça geciktiği görül­müştür.

Hastalar Alzheimer hastalığı erken ve ilerlemiş yaşlarda ortaya çıkanlar olarak ikiye ayrıldığında, antioksidan almamış olanların, hastalığın ortaya çıkışından sonra sırasıyla, 40 ve 24 ay ilaç kullanmaları ge­rekmiştir. Tersi olarak, pilot çalışmadaki her iki yaş grubu, ilaç tedavisini, sırasıyla, 65,3 ve 59,2 ay geciktirebilmişlerdir. Böyle­ce, vitaminleri kullanan hastalar, ilaç ihtiya­cını üç yıl sonraya ertelemişlerdir. Bu so­nuçlar, korkulan bu hastalığın gelişimini ya­vaşlatmada oldukça ümit vericidir.

AH tedavisinde, antioksidan besinlerin etkileri üzerine tek çalışma. 1997'de New England Journal of Medicine de yayınlan­mıştır. Çalışmada, ortalama şiddette Alzhei­mer hastası 341 hastaya, iki yıl boyunca, ya ilaç (10mg/d) ya E vitamini (2,000 IU/d), ya hem ilaç hem E vitamini ya da bir plasebo verilmiştir. Anahtar parametrelerden biri hayatta kalmadır. Plasebo grubuyla karşılaş­tırıldığında, E vitamini kullananların hayatta kalma ortalaması 230 gün iken, ilaç için 215 ve hem ilaç hem de E vitamini için 145 gün­dür.

Dört gruptaki katılımcıların yüzde oranları ise şöyledir: E vitamini yüzde yirmi altı, ilaç yüzde otuz üç, hem ilaç hem de E vitamini yüzde otuz beş ve plasebo yüzde otuz dokuz. Bu sonuçlar çok belirleyici de­lildir. Ancak bu hastaların şiddetli Alzheimer hastası oldukları unutulmamalıdır. Anti-ı tedavisine hastalığın erken evrele-hçında sonuçlar daha iyi olacaktır

Östrojen

AH hastalığında östrojenin koruyucu olduğı ve tedavi açısından yararlar sağladığı öne su rülür. Ancak östrojen tedavisinin potansiyc yararlarını destekleyen epidemiyolojik v< klinik kanıtlar yetersizdir. Çünkü Alzheimer hastalığının şiddet oranındaki cinsiyet fark lan hakkında az kanıt vardır. Başka bir dc yişle, kadın ve erkekler aynı düzeyde ve sık lıkta Alzheimer hastası olurlar.

On iki nüfus tabanlı çalışmaya göre, hormon replasman tedavisi (HRT) alan kadın 1-rın Alzheimer hastalığı oranları daha düşui tür.1518 Bu çalışmalardaki sorun, hormon replasman tedavisi uygulanan kadınlanı hormon almadan önce, kontrol grubundakilerden daha sağlıklı olmalarıdır.

19 Bu durum sadece AH tedavisindeki rolü açısından cz ğil, aynı zamanda kalp ve damar hastalık ile olan ilişkisinde de, HRT ile ilgili birçok araştırmaya gölge düşürmüştür. HRT'den önce östrojen alan kadınlarıı HRT uygulanan gruptakilerden daha sağlıklı oldukları için daha az AH riskleri varsa HRT nin koruyucu rolünü bütünüyle değerlendirmek, özellikle de HRT tedavisiyle tan meme kanseri riski göz önüne alında da oldukça zordur

Bazı klinik deneyler östrojen tedavi-zihinsel işlevi geliştirdiğini göstermişle Ancak diğer çalışmalar bu sonuçları desteklemezler.1 Östrojenin bazı yararlar sağ ğı olasıdır. Ancak bu bölümde ele alınan şitli doğal ürünler meme kanseri riski madan daha büyük yararlar sağlayabilmektedirler.

Alzheimer hastalığında östrojenin faydaları birçok faktöre bağlı olabilir: Fakat uygun olanlardan bir tanesi antioksidan e dir. Gene de bu etkiler için güvenli ve iyi bir tavsiye E vitaminidir. Örneğin hastalıklarına karşı E vitaminin koruyucu et­kisi, hormon replasman tedavisinden daha yüksektir.

Alüminyum

Tüm alüminyum alım kaynaklarından kaçın­mak son derece uygundur: Antiasitler, alü­minyum içeren deodorantlar, alüminyum ta­va ve tepsiler, yiyecek sarmaya yarayan alü­minyum folyo ve süt içermeyen toz kahve beyazlatıcısı gibi. Alüminyuma, topak hale gelmesini önlemek için kabartma tozu ve sofra tuzuna da eklenir. Ayrıca sitrik asit ve kalsiyum sitrat destekleri su ve yiyecekteki alüminyum emiliminin (ancak emilimi baş­latmaz) etkinliğini artırırlar.

Alüminyum emilimi magnezyum sayesin­de düşürülebilir. Çünkü magnezyum sadece bağırsaklarda değil, kan-beyin bariyerinde de emilim için alüminyumla yarışmaktadır. Magnezyum bakımından zengin bir diyet önerilmektedir. İşlenmiş yiyecekler, süt ve süt ürünlerinden kaçınılmalıdır. Sebze, tam tahıl, sert kabuklu yemişler ve çekirdeklerin tüketimi artırılmalıdır. Tümü magnezyum bakımından zengindir. Ayrıca magnezyum desteği almak unutulmamalıdır.

Beslenme Durumu, Tiamin ve Beyin İşlevi

Yaşlılıkta, bilişsel işlev direkt olarak beslen­me durumuna bağlıdır.22 Yüksek beslenme durumu, yüksek zihinsel işleve işaret eder. Yaşlı nüfusta besin yetersizliği sıklığına ba­kıldığında, birçok hasar görmüş zihinsel iş­lev olgusunun besinsel nedenlere dayandığı görülmektedir.

Bu olasılığı ortaya koymak için, tiaminin rolü incelenebilir. Şiddetli tiamin eksikliği göreceli olarak çok yaygın olmasa da (alko­likler dışında) birçok Amerikalı, özellikle yaşlılar; önerilen günlük doz olan tüketmemektedirler. Yaşlılarda tiamin sikliğinin yaygınlığını ölçmek amacı}... Tampa Florida'daki bir üniversite kliniğin arka arkaya ziyaret eden otuz kişinin tiamin düzeyleri ölçülmüştür.

Tiamin ölçme tekniğine dayanarak, (plazmaya karşılık alyuvar tiamini) düşük düzey (normalin altındaki düzey olarak tanımlanır) sırasıyla, yüzde elli yedi ve yüzde otuz üç olarak bulunmuştur.23 Başka bir deyişle, teste katılan hastalardan yüzde otuz üçüyle yüzde elli yedisi arasında bir kısım, tiamin eksikliği çekmektedir.

Bu sonuçlar, geriatrik nüfusun büyük bir bölümünün B vitamini türlerinden bir ya da daha çoğunun eksikliğini yaşadığını kesin­leştirmektedir. Tiaminin ve diğer B vitamin­lerinin normal insan psikolojisindeki rolü ele alındığında, özellikle kalp, damar ve be­yin işlevlerinde, rutin B Vitamini desteği bu yaş grubunda faydalıdır. Alzheimer hastalı­ğı basitçe temel besinlerin kronik olarak dü­şük alımının sonucu olabilir. Bu besinlerin arasındaki kilit besin, B vitaminleridir.

Besin rolüne ek olarak, tiamin beyinde bazı farmokolojik etkiler gösterir. Özellikle Alzheimer hastalarında önemli nörotrans-mitter olan asetilkolini taklit eder. Tiami­nin, beyinde asetilkolinin etkilerini taklit et­tiği ve onu harekete geçirdiği gösterilmiştir. Bu etki dolayısıyla, tiaminin Alzheimer has­talarının zihinsel işlevini ve yaşa bağlı ola­rak hasar görmüş zihinsel işlevi (bunaklık) iyileştirdiğini ortaya koyan pozitif klinik so­nuçlara varılmıştır. Yüksek dozda tiamin desteği, yan etkileri olmadan yararlarını gös­termektedir.

B12 Vitamini 

Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen diğer bir B vitamini B12 vitaminidir. B12 vitamini eksikliği hissizlik, karıncalanma ya da ayak­larda yanma hissine neden olan, hasar gör­müş sinir işleviyle sonuçlanabilir ve bu ha­sar görmüş sinir işlevi yaşlılıkta Alzheimer hastalığını taklit edebilir. B12 vitamini ek­sikliğinin yaşlılıkta oldukça yaygın olduğuna ve bu gruptaki insanlarda depresyonun ne­deni olduğuna inanılmaktadır.

Çeşitli araştırmacılar, B12 vitamini düze­yinin yaşla birlikte düştüğünü ve altmış beş yaş ve üstü insanların yüzde üçü ila kırk iki­sinde görüldüğünü bulmuşlardır. B12 vita­mini eksikliği teşhisini, yaşlılığın erken ev­relerinde koymak önemlidir. Çünkü kolayca tedavi edilebilir ve eğer tedavi edilmeden bırakılırsa nörolojik ve bilişsel işlevin hasar görmesine neden olabilir.

Demans yaşayan her insanda (özellikle yaşlı insanlarda), B12 düzeylerini ve aktivitesini ölçmek çok önemlidir.29"32 B12 vitami­ni desteği, düşük B12 vitamini düzeylerin­den kaynaklanan hasar görmüş zihinsel işle­vi durdurarak çok büyük bir yarar sağlamış­tır.27 Geniş araştırmalardan birinde, düşük B12 vitamini düzeyinden kaynaklı zihinsel hasar olgularının yüzde altmış birinde tam bir iyileşme sağlanmıştır. Tedaviye cevap vermeyen yüzde otuz dokuzunun büyük olasılıkla uzun süreli B12 vitamini eksikliği vardır.

Çeşitli araştırmalar göstermiştir ki deney­lere en iyi cevabı verenler, altı aydan kısa bir süredir hasarlı zihinsel işlev belirtileri gösterenlerdir.27 Bir çalışmada, düşük serum kobalamin düzeyine sahip ve zihinsel işlevi hasarlı olduğu bilinen 18 kişiye B12 vitami­ni verilmiştir. Sadece, bir seneden daha az - ^üredir belirtiler gösteren hastalar geliş-. sermiştir.34 Yaşlılarda, teşhisin önemi seviyedeki B12 düzeylerinin düzel-alınmamalıdır.

malarında, serumunda dü­şük B12 vitamin düzeyleri ve B12 vitamini eksikliği büyük oranda yaygındır.27 35"37 B12 vitaminin ve/veya folik asidin desteklenme­si, bazı hastalarda tam bir iyileşme sağlaya­bilir. Ancak Alzheimer hastalığının belirtile­rini altı aydan fazla süredir gösteren hasta­larda genellikle az gelişme görülür. Uzun sü­reli düşük B12 vitamini düzeylerinin, deste­ğe cevap vermeyen geri dönüşsüz değişim­lere neden olduğu varsayılmıştır.

B12 vitamini çeşitli formlarda kullanılabi­lir. En yaygın formu siyanokobalamindir. Fa­kat B12 vitamini insan bedeninde sadece iki formda aktiftir: Metilkobalamin ve adenozil-kobalamin. Metilkobalamin ve adenozilko-balamin emilim esnasında aktif olduğunda, siyanokobalamin, ya metilkobalamin ya da adenozilkobalamine dönüştürülmelidir. Bu durum, vücut siyanokobalaminden siyanid molekülünü çıkardığında ve ya metil ya da adenozil grup eklediğinde ortaya çıkmakta­dır (bu süreçte üretilen siyanid miktarı son derece azdır). Bu durumun ortaya çıkma oranı, yaşlı nüfusta B12 vitamini sorunlarını tetikleyen yaşla birlikte azalabilir.

Çinko

Çinko eksikliği, yaşlılarda besin eksikliklerinden en yaygın olanıdır ve Alzheimer hastalığının gelişiminde büyük bir rol oynadığı öne sürülmüştür.38 Çinko içeren enzimler DNA replikasyon, onarım ve transkripsiyonunda rol oynayan enzimlerdir. DNA, hücresel işlevler ve hücre replikasyonu için kopya görevi gören genetik bir özdür. Demansın (muhtemelen uzun süreli çinko yetersizliğinden kaynaklanan), düzgün DNA işlevini destekleyen önemli enzimlerin yetersiz ya da hatalı aktivitesinin yol açtığı etkilerin birikimini temsil ettiği düşünülmektedir.39 Buna ek olarak çinko, süperoksit dis-0mütazın da dahil olduğu birçok antioksidan enzim tarafından gerekli bulunur. Sonuç, sinir hücrelerinin yıkımı ve nörofibriller yumakların ve plakların oluşumu olabilir. Alzheimer hastalarının beyinlerindeki çinko düzeyi ve beyin-omurilik sıvıları belirgin bir şekilde düşüktür.

Çinko desteği, AH tedavisinde iyi sonuç¬lar verir. Bir çalışmada, Alzheimer hastası on kişiye günde 27 mg çinko (çinko aspartat olarak) verilmiştir. Hafıza, anlama, iletişim ve sosyal ilişki anlamında sadece iki hasta gelişme gösterememiştir. Yetmiş dokuz yaşındaki bir hastada, ailesi ve tıp personeli ta¬rafından sonuç "inanılmaz" olarak değerlendirilmiştir.40 Ne yazık ki, çinko tedavisinin etkileyici sonuçlarını devam ettirmek, bilim¬sel çevrelerin pek fazla ilgisini çekmemiştir.

Fosfatidilkolin

Alzheimer hastalığı, düşük asetilkolin düzeyleriyle tanımlandığından ve fosfatidilkolin (lesitinin ana bileşeni) normal hastaların beynindeki asetilkolin düzeylerini yükselte-bildiğinden, fosfatidilkolin 4esteğinin Alzheimer hastalarına yarar sağlayacağı sonucuna varılabilir. Ancak, Alzheimer hastalığının temel eksikliği asetil transferaz enziminin hasar görmüş aktivitesine bağlıdır. Bu enzim, nörotransmitter olan asetilkolini oluşturmak için kolin (fosfatidilkolin tarafından üretilir) ile bir asetili birleştirir. Daha fazla kolin üretimi ana enzimin aktivitesini yükseltmeyeceği için, fosfatidilkolin desteği çok yarar sağlamaz.

Fosfatidilkolin kullanarak yapılan klinik çalışmalar sonucunda hayal kırıklığı yaşanması sürpriz değildir. Normal insanlar ve Alzheimer hastalarında fosfatidilkolin desteği üzerine yapılan çalışmalar, hafıza üzerinde tutarsız gelişmeler sergilemiştir.41"43 Bu çalışmalar, küçük bir örnek grubunda fosfa tidilkolinin düşük dozuyla ve yetersiz bir plan dahilinde yapılmış olmakla eleştirilmiştir. Kaliteli çalışmaların eksikliği, fosfatidilkolinin ne derece yardımcı olabileceği konusunda değerlendirme yapmayı zorlaştırmaktadır
Hafif ve orta şiddet arası demans yaşayan bir hastada, yüksek kalite fosfatidilkolin preparati kullanımı denemeye değerdir. Günlük 15 ila 25 gram kadar bir dozda fosfatidilkolin gereklidir. 2 haftada kayda değer bir gelişme yaşanmazsa, fosfatidilkolinin bu dozu, pahalı olduğundan ve mide bulan¬tısı gibi yan etkileri de beraberinde getirdi¬ğinden kesilmelidir.

Fosfatıdılserın

Fosfatidilserin, beyin hücre zarlarının bü¬tünlüğünün ve akışkanlığının sağlanmasında önemli rol oynar. Normal olarak beyin ye¬terli düzeyde fosfatidilserin üretebilir. Ancak folik asit ve B12 vitamini ya da esansiyel yağ asitleri eksikliği varsa beynin yeterli fosfatidilserin üretmesi mümkün değildir. Beyindeki düşük fosfatidilserin düzeyleri, yaşlılıkta hasarlı zihinsel işlevle ve depresyonla ilişkilendirilebilir.
Fosfatidilserinin birincil kullanımı, Alzheimer hastalığını da kapsayan, yaşlılıktaki hasar görmüş zihinsel işlev ve/veya depresyon tedavisindedir.

Bugüne kadar, yaşa bağlı bilişsel gerileme, AH veya depresyon tedavisinde fosfatidilserin kullanıldığı on bir çift kör araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan iyi sonuçlar elde edilmiştir. Geniş bir araştırmada, orta şiddet üzeri düzeyde 494 yaşlı hastanın tamamına, altı ay boyunca, ya fosfatidilserin (günde üç kere 100 mg) ya da plasebo verilmiştir. Hastaların, çalışmanın başlangıcında ve sonunda, zihinsel performansları, davranışları ve ruhsal durumları değerlendirilmiştir. Fosfatidilserin uygula¬nan grubun zihinsel işlevinde, ruhsal hallerinde ve davranışlarında, istatistiksel olarak önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

L-Asetilkarnitin

Karnitin, uzun zincirli yağ asitlerini, hücrelerdeki enerji üretim ünitelerine (mitokondri) taşımaktan sorumlu, vitamin benzeri bir bileşiktir. 1980 ve 1990 yıllarında, karniti-nin özel bir formu olan L-asetilkarnitin (LAC), Alzheimer hastalığı, yaşa bağlı depresyon ve hafıza gerilemesi tedavisinde bir¬çok araştırmanın konusu olmuştur. LAC, asetik asit ve karnitinin birbirine bağlı oldu¬ğu bileşik bir moleküldür. LAC'ın üretimi doğal olarak beyinde oluşur. Dolayısıyla, LAC'ın karnitine karşı etkisinin büyüklüğü kesin olarak bilinemez. Ancak, beyni içeren durumlarda, LAC'ın karnitinden çok daha etkili olduğu düşünülmektedir.54 55

LAC ve asetilkolin arasındaki yapısal benzerlik, araştırmacıların LAC'ı Alzheimer hastalığı tedavisinde test etmelerine sebep olmuştur. Araştırmacılar, son olarak, LAC'ın gerçekten asetilkoline benzediğini ve sadece erken evre Alzheimer hastalığının tedavisinde değil aynı zamanda depresyona giren ya da hasara uğramış zihinsel işlevleri olan yaşlı insanlarda da yarar sağladığını göstermişlerdir.55 LAC'ın, aynı zamanda hücre zarını dengelediği, beynin hücrelerinde güçlü bir antioksidan etkisi yarattığı, beyin hücrelerinin enerji üretimini geliştirdiği ve asetilkolin işlevini taklit ettiği ya da iyileştirdiği gösterilmiştir.56

Alzheimer hastalığının gelişimini durdur¬mak için LAC kullanımının sonuçları önemlidir. Çalışmalar mükemmeldir ve iyi kontrol edilmişlerdir.54 5759 Alzheimer hastalığı olan 130 hastaya bir yıldan daha fazla bir sü¬re bir plasebo ya da LAC (günde 2 kere, 2 gram) verilmiştir.59 Hastalar değerlendirme dereceleri, bilişsel işlev testleri, hafıza testleri ve hekim değerlendirmeleri gibi on dört farklı sonuç ölçeğine göre değerlendirilmişlerdir. LAC alan grup tüm değerlendirme so¬nuçlarında en iyi sırada yer almıştır.

LAC'ın yarar sağlayabilmesi için, hafıza gerilemesinin Alzheimer hastalığında olduğı kadar şiddetli olması gerekmez. Hafif zihin sel gerileme görülen 236 yaşlı insan üzerin de yapılan çift kör araştırmada (detaylı klı nik değerlendirmeyle açıkça görülür), gün de 1,500 mg LAC kullanan grubun zihinse işlev, özellikle hafıza ve anlamsal düşünme yapılarında önemli gelişmeler görülmüştür

 



son düzenlenen zaman:

Anahtar Kelimeler
  • Alzaymır Belirtileri
  • Bunama Grubunda Yüzde 60 Gibi Yüksek Bir Oranda Görülen Alzheimer, Öncelikle Bellek İşlevleri İle İlgili Beyin Hücrelerinin Ölümü Sonucu Oluşan Ve Kesin Nedenleri Bilinmeyen Bir Hastalık Bellek Ve Bilişsel İşlevlerde İlerleyici Bir Kötüleşme İle Seyreder
  • Alzheimer Bitkisel Tedavisi
  • Eğer Ailenizde Alzheimer Öyküsü Varsa Ya Da Bu Hastalıktan Şüpheleniyorsanız, Bitki Yetiştirmeyi Ciddi Olarak Düşünmeye Başlamalısınız Bunu Yapmak Size Alzheimere Karşı Umut Vaat T »den Bitkiler Açısından Sürekli Bir Kaynak Sağlayacaktır Bu Bitkiler Ta
  • Alzheimerı Erken Tespit Eden Test
  • Bilim adamları, beyin taramasıyla birlikte bel bölgesine uygulanacak bir test sayesinde Alzheimer’ın tespit edilebileceğini açıkladılar
  • Alzheimer Hastalığı
  • Alzheimer Hastalığı Kişinin Beyin Hücrelerinin Hasar Görerek Unutkanlıkla Başlayan, Sonrasında Kişisel Bozukluk, Fiziksel İşlevlerini Yapamayacak Duruma Gelmesidir
  • Alzheimer Nedir Alzheimer Bitkisel Tedavi
  • Alzheimer Hastalığı İçin Şifalı Bitkiler İçin De Tüketilmesi Önerilen Domates Ve Havuç Vardır Her Gece Yatmadan Önce İçilen Taze Sıkılmış Bir Bardak Havuç Suyu Bu Hastalığın Gecikmesinde Vücudun Bağışıklık Sisteminin Güçlenmesine Büyük Fayda Sağlayacaktı
Facebook Yorumlari
Site Yorumlari